Archive for category Virt-General

IBM released new XIV software for Vmware Vcenter v.2.0.0

The IBM XIV Management Console for VMware vCenter integrates IBM XIV Storage System with VMware vSphere management. It runs as a service on the vCenter Server, and enables storage provisioning, storage management, and monitoring of VMware-attached XIV storage pools and volumes (LUNs), from any VMware vSphere Client.

 

http://www-01.ibm.com/support/docview.wss?uid=ssg1S4000884&myns=s028&mynp=OCSTJTAG&mync=E

, , , ,

Leave a comment

Bulutta İş Uygulamaları

– İş sürekliliği açısından bakıldığında kritik iş uygulamalarının bulut üzerinde yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kritik iş uygulamaları aslında uzun süredir bulut üzerinde yer alıyor. İş sürekliliği açısından uygulamaların “bulut” üzerinde olması erişilebilirliği arttırıyor. Burada güvenlik konusunun ciddi olarak ele alınması gerektiğini de belirtmek te fayda var. BimSA olarak “Pratis.net” ve “Hrweb” olmak üzere tamamen kendi geliştirdiğimiz hali hazırda 2 tane “bulut” uygulamamız var.

– İş uygulamalarının veri merkezlerinde yer almasıyla birlikte ne tür yeni iş modelleri (kullandığın kadar öde vs) ortaya çıkmaktadır?

‘Kullandığın kadar öde’, ‘SaaS’ gibi yeni iş modelleri ortaya çıkıyor. Bu iş modelleri ile daha esnek ve sonuç odaklı çözümler bulmak mümkün oluyor.

  • ‘Kullandığın kadar öde’ modeli; kapasite olarak değişkenlik gösterek kurumlar için çok avantajlı bir model.
  • ‘SaaS’ modeli ise; kurumun ihtiyacı olan hizmeti direk olarak sağlıyor. Bu hizmetin sağlanmasında kullanılan donanım ve yazılımlar müşteriyi ilgilendirmiyor. Sonuçta müşteri kesintisiz olarak hizmetini alıyor.

İnternet üzerinden doğrudan bir yazılımı kullanabilmenin avantajları nelerdir?

Bir yazılımın internet üzerinden kullanılabilmesi öncelikle internet e erişilebilen heryerden kullanılabileceği anlamına geliyor. Kullanıların hangi lokasyonda olduklarının bir önemi kalmıyor. Dolayısı ile bu yazılımın erişilebilirlik değeri çok yüksek seviyelere çıkıyor. Bu da iş sürekliliği açısından büyük avantajlar getiriyor.

– Bir yazılım yüklemeye gerek kalmadan kullanılabilen uygulamaların klasik uygulamalardan farkı nedir?

Herhangi bir yazılım gereksinimi yoksa kullanıcı farklı türde cihazlardan internet üzerinden gelerek uygulamaya erişebilir demektir. Bu da günümüzde populer olan pda, smart phone, cep telefonu, tabletpc, handheld vb. cihazların kullanılabilmesi demektir. Dolayısı ile kullanıcılar klasik uygulamalara erişmek için bir çalışma ortamına ihtiyaç duyarken, bu şekilde her yerden erişebilmeleri mümkün kılınmış oluyor.

– Son dönemde kurumlar bulut üzerindeki uygulamalarla neler kazanabileceğinin farkında mı?

Türkiye de kurumlar malesef bu teknolojiler ile neler kazanabileceğinin farkında değil. Teknolojiyi bu kadar yakından takip etmek kolay değil ancak kurumlar karar noktasında görev alan kimselerin vizyon ve misyon olarak bu teknolojilerin farkına varması şart. Bu aynı zaman Türkiye de BT nin ne kadar geliştiğinin göstergelerinden de biridir.

– Türkiye’deki bulut üzerinden kullanılan iş uygulamaları dünya standartlarını yakalayabildi mi?

Türkiye kullanılan BT teknolojileri olarak iyi bir konumda ve daha da iyi olabilicek niteliklere sahip. Türkiye bazı konularda dünyanın geri kalanından daha iyi olduğu gibi, eksiklerimiz de yok değil. Türkiye de bulut üzerinden kullanılan iş uygulamaları                      konusunda; BimSA olarak kendi geliştirdiğimiz ‘pratis.net ( www.pratis.net )’ ve                     ‘HRweb ( www.hrweb.com.tr )’ yazılımlarımız ile bulut çözümü sağlayabiliyoruz.

Bulutta Son Eğilimler ve Gelecek Soruları:

– Bulut bilişim aslında 1960’larda ortaya atılan bir kavram olmasına rağmen bugünlerde oldukça revaçta; bunun başlıca sebebi nedir?

Öncelikle, tüm dünyada artık internete erişimin ne kadar kolay ve ne kadar hızlı yapıldığı ile ilgili bir durum bu. Ayrıca günümüzde kurumların daha fazla teknoloji kullanması ve verilerine her yerden, her zaman erişim ihtiyacı duymaları öncelikli nedenler arasındadır.

– Bulut bilişimin seyri hangi yöne doğru olacak?

Bulut bilişim her kurumun teknoloji ile ilgili en temel ihtiyacının çözümlerini sunduğu için yakın ve orta vadeli gelecekte de teknolojik gelişmeler bu yönde olacaktır. Her kurum kendi BT ihtiyaçlarını bulut bilişim çözümleri ile karşılamaya başlayacak ve bulut bilişim konusunda daha farklı iş modelleri ortaya çıkacak diye öngörüyorum.

– Kevin Kelly’nin ortaya attığı bulutlar arası bağlantıyı ifade eden “Intercloud” kavramı için neler düşünüyorsunuz?

Bulutlarası kaynak paylaşımını ifade eden “intercloud” terimi son yıllarda çok populer olmasına rağmen günümüzdeki iş modelleri ile yakın ve orta gelecekte pek mümkün görünmüyor. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak uzun vadede mümkün olabilir. Ancak kavramsal olarak ele alırsak bulut bilişimin ne kadar önemli bir konsept olduğunu ve sağlayabileceği faydaları görmek açısından önemli.

– Her yerden ulaşım ve kullanımı ön gören bulut bilişim kavramı için nasıl yasal düzenlemeler gerekir? Sınırlar üstü kavram için karar verici kim olacak?

Şu andaki yasalar hali hazırdaki internet yapısı için yeterli değil bu kesin. Bu durumda bulut bilişim için tabiki yeni yasal düzenlemeler gerekli olacak. Burada her devlet için en temel sorun sınırlarının (yetki alanının) ötesinde gerçekleşecek durumlar. Bütün devletlerin ortak katıldığı denetçi bir kurum benzeri bir yapı çözüm olarak düşünülebilir. Sınırlar üstü konularda da bu kurum yetkili kılınabilir.

– Bulut bilişim bireysel ya da kurumsal kullanıcılara ne gibi yenilikler getirmeye devam edecek?

Bulut bilişim ile bireysel yada kurumsal olarak gelecek yenilikler; verilerin ve uygulamaların  bulut üzerinde barındırılıp her yerden erişim imkanı, daha ucuza farklı hizmet seçenekleri, lisanslı kullanımın artması sayesinde lisans maliyetlerinin düşmesi gibi yenilikler ilk etapta düşündüklerim.

Bulutta Altyapı Soruları

– Bulut bilişim altyapısının gerçek fiziksel altyapılara nazaran ne gibi farklıları bulunuyor?

Genel yada özel bulut yapıları aslında bazı açılardan hali hazırdaki fiziksel altyapılarımız ile örtüşüyor. Bulut yapılarına daha fazla rağbet edilmesi genel ve özel bulutlara daha hızlı bağlanılabilmesinin sağlanabildiği ölçüde gerçekleşebilecek düye düşünüyorum. Teknolojik açıdan tek fark kaynakların yönetiminin mantıksal olarak yapılması. Türkiye de şu anda bazı kurumların kendilerine ait bazı kurumların ise genel kullanıma açık bulut yapıları var.

– Bulut altyapısı ne gibi kullanıcılara ne gibi faydalar sağlıyor?

Kullanıcı için en büyük yarar belirli bir makineden belli bir lokasyondan ziyade her yerden her makine ile işini yapabilmesidir. Kullanıcının makinesinde bir problem olduğunda herhangi bir makineden işini yapmaya devam edebilir. (Burada makineden kastım masaüstü, notebook, netbook, tablet, pda, cep telefonu vb. cihazlar)

– “Private cloud” kurumlara daha güvenilir gelse de maliyetleri artırabiliyor. “Public cloud” ise kurumlara maliyet avantajı sağlarken veri güvenliği konusunda endişeler getiriyor. Bulut bilişim sizce nasıl kullanılmalıdır?

Kurumlar bulut bilişim çözümlerini kullanırken, kendi BT yapılarını, zurunluluklarını gözününe almalı ve birtakım verilerini, uygulamalarını özel bulutlarda barındırırken birtakım verilerini, uygulamalarını genel bulutlarda barındırmalılar. Ayrıca özel ve genel bulut hizmetini alırken veri güvenliği konusunda profesyonel çözümler kullanarak bu problemleri aşmalıdırlar. Güvenlik ile alakalı en önemli unsurlardan biri aktif güvenlik yönetimi yapabilmek yani bir olay gerçekleşirken buna tepki verebiliyor olmak yoksa olay sonrasında tepki verebiliyor olmak matah değil.

– Bu kavramının gelişiminde veri merkezlerinin oynadığı rol nedir? Veri merkezleri altyapıları oluşturulurken sizce hangi unsurlar göz önünde bulundurulmalı ki bulut bilişim kavramına uyum sağlayabilsin?

Veri merkezleri konusu Türkiye için çok önemli bir konu, konumumuz itibari ile bölgenin veri merkezi olma yönünde ilerliyoruz. Bu konuya daha fazla hassasiyet ve önem verilmesi gerekiyor, Türkiye olarak elimizde olan önceliği kaybetmeden daha fazla veri merkezi yatırımı yapılarak bölgedeki diğer ülkeler için de veri merkezi olmalıyız. Veri merkezleri hakkında bir diğer kritik konu yasal düzenlemeler; bu konuda da sürekli olarak gelişiyoruz. İnternet hat taşıyıcı kurumların yurt dışından karasal hat ile Türkiye ye gelibilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce tamamlanması çok önemli. Bahsettiğim gibi bulut bilişim çözümleri temelde internet hattı kapasitesi ve burada sağlanacak rekabet politikaları ile geliştirilebilir. Bunların dışında teknolojik olarak veri merkezleri alt yapısal olarak bulut bilişime zaten ayak uydurabiliyorlar.

Bulutta Güvenlik Soruları

– Bulutta karşılaşılan en büyük güvenlik sorunları nelerdir?

Bence bulut bilişimdeki ile alakalı en büyük güvenlik problemi uygulama ile alakalı. Kurumlar bulut içerisindeki verilerini koruyabiliyorlar ancak bulut üzerinde barındırdıkları uygulamaların güvenlik kontrolü olması gerekenden daha düşük seviyede yada hiç yok. Uygulamadan kaynaklanan bir güvenlik problemi arka tarafta korunan veriyi de tehlikeli durumlarda bırakabiliyor.

– Kullanıcıların aklına neler takılıyor? Hiç bilmedikleri bir yerde kendilerini güvende hissetmeleri için neler yapılıyor?

Bence kullanıcılar açısından değşen hiç bir şey yok. Zira kullanıcı kullandığı uygulamanın yada verinin nerede, nasıl barındırıldığı ile hiç bir zaman ilgilenmedi. Şu anda da kullanıcılar internet üzerinde hali hazırda kullandıkları uygulamaların, verilerin nasıl, nerede barındırıldığını bilmiyor ve ilgilenmiyorlar. Bu da gayet normal internet altyapısı, bulut bilişim altyapısı doğrudan onların problemi değil.

– Bulut üzerinde sunulan güvenlik çözümleriyle fiziksel alanda sunulan güvenlik çözümleri arasındaki farklar nelerdir?

En büyük problemlerde biri de bu, kurumlar fiziksel alanda sunulan güvenlik ile bulut üzerindeki güvenliği aynı seviyede görüyor. Özellikle gelen bulutlar üzerinde barındırılacak uygulama ve verilerin türüne, tipine, önemliliğine bağlı olarak farklı güvenlik çözümleri, hizmetleri kullanmak zorunda olduklarını anlatmak gerekiyor.

– Bulut üzerindeki veriler için “daha fazla ya da az risk altında” diyebilir miyiz?

Bulut üzerindeki veriler için risk tanımlaması daha fazla yada daha az diye tanımlama yapmak doğru değil. Risk tanımlaması kurumun ve kaynaklarının içeriği ile orantılı olarak belirlenmelidir.

– Buluttaki siber suçlarla ilgili yasal düzenlemeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Ülke bağımsız bir ortamda nasıl yasal düzenlemeler gerekiyor?

Bulut üzerinde gerçekleşecek şuçlar BT ile alakalı yasal düzenlemelerin en büyük problemi. Öncelikle internet üzerinde gerçekleşen suçlar ile ilgili yasal düzenlemeler tamamiyle bitirilmeli ve bulut bilişim için bütün devletlerin kabul ettiği bir kontrol ve denetleme mekanizması oluşturulmalıdır.

– Buluta yerleştirilen verilerin güvenliğinin yanında; kavramdan kaynaklanan “her yerden erişim olanağı” güvenlik tehdidini artırıyor mu?

Günümüzde her yerden erişim zaten var olan bir kavram, burada önemli olan erişilebilecek kaynakların içeriği, bu kaynakların kontrolünün, denetiminin nasıl yapıldığıdır. Tabi ki her yerden erişim güvenlik tehtidini arttıran bir etmendir ancak bence içerik ve denetim, kontrol mekanizmaları daha önemli konulardır.

– Bulut üzerindeki veri kaybı nasıl engellenir? Ya da takip edilebilir mi?

Bulut üzerindeki veri kaybının hali hazırdaki fiziksel sistemler üzerindeki veri kaybından bir farkı yoktur. Oluşabilecek veri kayıplarının engellenmesi ile ilgili çözümler tabiki var. Veri kaybını yada sebebini takip süreci bulut bilişim için yasal çerçeveler içerisinde incelenmesi, gerekiyorsa standartının oluşturulması gereken bir durumdur.

Leave a comment

vm time sync problem with vmware tools 3.5.0

vm time sync problem with vmware tools

“Time synchronization between the virtual machine and the ESX Server operation system.” in Vm Tools, still not sync between vm and ESX server time.

solution: Unchecked — Apply, check again and apply in vm tools

Source: http://www.emrullahekmekci.com.tr/

Leave a comment

VmWare 3.5.0 HA problem

if some Service Console port does not have any ip address in one of host in vmware cluster. Maybe :) ) some hosts cannot join HA via this message “HA Agent on ?????? in cluster ???? in ???? has an error Incompatible HA Networks: Host has network(s) that don’t exist on cluster. Cluster has network(s) missing on host: 0.0.0.0:”

solution is not rejoin cluster, solution is give an ip addres

Source: http://www.emrullahekmekci.com.tr/

Leave a comment

Vmware upgrade 3.5 to 4.1

Be carefully . You be aware have a basic support subscription. When I did it, my VMFS tables was broken. Vmware support group built it again.

Source: http://www.emrullahekmekci.com.tr/

Leave a comment

Depolama Teknolojileri, Trendleri ve IBM in Bakış Açısı

Bu makalemde öncelikle depolama ürünlerinden, teknolojilerinden, IBM in büyüyen depolama ürün ailesindeki yeni ve yenilikçi çözümlerinden bahsetmek istedim. IBM depolama ürün ailesine geçtiğimiz ay “storwize v7000” isimli yeni bir ürün katıldı. IBM depolama ürün ailesinde yer alan bazı çözümlerden/teknolojilerden genel olarak bahsedeceğim, ancak aslında üzerinde durmak istediğim çözümler;

  • Storwize v7000 (orta segment depolama ve depolama sanallaştırma çözümü)

http://www-03.ibm.com/systems/storage/disk/storwize_v7000/index.html

  • N series (giriş, orta ve büyük segment depolama çözümü)

http://www-03.ibm.com/systems/storage/disk/index.html

Depolama teknolojilerindeki trendler;

Depolama teknolojilerindeki en büyük trend verinin azaltılması, küçültülmesi olacaktır. Dolayısı ile depolama teknolojilerindeki trendler de verinin azaltılmasına, küçültülmesine yönelik olarak gelişmektedir. Şu anda her yıl %55 oranında veri büyümesi gerçekleşmektedir. (Gartner istatistiklerine göre) Şirketlerin/kurumların verilerinin bu büyüme oranıyla artması; eldeki yapıda bulunan/kullanılan ürünler/teknolojiler in yeterli olmamasına sebep olacaktır. Buradan hareketle bahsedeceğim teknolojilerin firmalar/kurumlar için hayati önemi vardır. Şirketler/kurumlar ancak depolama konusundaki trendleri takip ederek ve yatırımlarını buna göre yaparak bu problemleri aşabilir.

1)     Tekilleştirme (De-duplication)

Son yıllarda depolama alanında ortaya çıkan en önemli teknolojilerden biridir. Fiziksel olarak diske kaydedilecek olan “1 (bir), 0 (sıfır)” verilerinin matematiksel algoritmalarla kontrol edilerek, tekrarlanan dizilerin tekrar kaydedilmesi sadece referans bilgisinin yazılarak fiziksel data alanını daha efektif kullanmayı sağlayan teknolojidir. Bu sayede fiziksel veri alanına kapasitesinin % 25-75 daha fazla veri kaydetmek mümkün oluyor.

2)     Thin Provisioning

Bu teknoloji depolama ürünü üzerinden veri alanı sağladığınız sistemlere atanan veri alanları rezerv atamak yerine kullandığı kadar atamanızı sağlıyor. Yani 750 GB boyutunda bir veri alanını sisteminize atadığınızda, başlangıç itibari ile bu alana 100 GB veri kaydedildiğinde; kullanılan alan 100 GB oluyor, 750 değil. Bu da depolama kapasitesini net bir şekilde kullanmanızı sağlıyor. Dolayısı ile 5 TB kapasiteye sahip bir tanesi thin provisioning destekleyen, diğeri desteklemeyen 2 ayrı depolama cihazı için örnek verecek olursam; thin provisioning desteklemeyen ürün üzerinden 10 adet sunucuya 500 GB alan verdiğimizi düşünelim. 5 TB veri alanını daha içinde hiç bir şey yok iken rezerv ettiği için bitirmiş oldunuz, kullanılabilir alan 0 GB. Thin provisioning destekleyen ürün ise 10 adet sunucuya 500 GB alan verdiğinde kullanılabilir alan hala 5 TB olacaktır. Bu data alanına veri yazıldıkça kullanılan alan artacaktır. Ancak bu teknolojinin kullanılması depolama ürününün proaktif yönetilmesine ihtiyaç duyabilir.

3)     Depolama sanallaştırması (Storage Virtualization)

Depolama sanallaştırması ile kullanılan ürünlerin kapasitesinin  maksimum seviyede tutulması bu sayede yapılan yatırımdan maksimum geri dönüş alınmasını sağladığı için önemli bir konudur. Depolama sanallaştırması yapan bir ürünün arkasında aynı yada farklı üreticilere ait birden çok depolama ürünün birleştirilerek tek bir çatı altında toplanması ve yönetilmesi anlamına gelmektedir. Bu yapı farklı türde cihazlarin aynı yapı altında kullanılabilmesini, yönetilebilmesini sağlar. Bu ürünle veri/veriler in otomatik olarak kesintisiz bir şekilde farklı cihazlar arasında taşınabilmesi mümkündür. Performansa ihtiyaç duyan verileri tespit ederek; bu verileri verileri daha performaslı disklere ve/veya cihazlara otomatik olarak taşıyabilir. FC, SAS, SATA diskler destekleyen cihazlarını birleştirerek hepsini birarada performans sıkıntısı yaşamadan kullanabilirsiniz.

4)     Bilginin saklanması ve Yaşam Döngüsü (Information Retention and Lifecyle Management)

Bu konu yapınızda kullanacağınız ürünler kadar önemli bir konudur. Verilerin sürekli olarak büyüdüğünü ve her zaman erişilebilir olmasının istendiği bir ortamda; hangi veri/veriler in, nasıl-nerede tutulacağı, veri/veriler in ne zaman ömrünün dolduğunun/dolacağının tespit edilerek ona göre silinmesi kaçınılmaz olarak belirlenmesi/yönetilmesi gereken süreçlerdir. Bu konuda şirketler/kurumlar kendi politikalarını oluşturmalı ve ona göre hareket etmelidirler. Sıklıkla erişim sağlanmayan bilgilerin arşivlenmesi, ancak istendiğinde arşiv üzerinden erişilebilir olması gerekmektedir. Arşiv için daha ucuz maliyetli depolama alanları kullanılmalı ve arşivlenen bilgilerin artık bu alanlara taşınması sağlanmalıdır.

5)     Verinin Korunması, Yedeklenmesi ve Geri Dönülmesi (Data Protection and Recovery Management)

Öncelikle veri/veriler in yedeklenmesi ve geri dönülmesi için kullanılacak olan yazılım ve donanımların neler olacağı, hangi teknolojileri destekleyeceğine karar verilmelidir.  Sonrasında yedekleme ve geri dönme süresinin ne kadar olacağı, hangi sıklıkla yedek alınacağı belirlenmeli ve kullanılacak olan yazılım ve donanımların istenen değerleri sağlayıp sağlayamadığına bakılmalıdır. Güncel yedekleme ve geri dönme teknolojileri, ürünleri ile; anlık yedek almak-geri dönmek, anlık olarak veriyi kopyalabilmek, veriyi uzak bir lokasyona replike edebilmek, verinin bütünlüğünden emin olmak gibi seçenekler mevcuttur.

6)     Depolama Kaynaklarının ve Altyapının Yönetilmesi (Storage Resources and Infrastructure Management)

Depolama kaynaklarının ve bu kaynakların barındırıldığı altyapının yönetilmesi bir diğer kritik konudur. Depolama konusunda bilgi işlem personelinin yeterli bilgi seviyesine sahip olmaması ve güncel teknolojileri bilmiyor olması en önemli problemlerden biridir. Bu sebeple firmalar/kurumlar kendileri için en uygun olan çözümler, ürünler yada teknolojilerden mahrum kalabiliyorlar. Sonuç olarak bu durumda firmalar/kurumlar mağdur olabiliyor. Yeterli bilgi seviyesine sahip olmayan firmaların bu yatırımlarını yaparken ve yaptıktan sonra yeterli bilgi seviyesini barındıran danışmanlık hizmeti alması en mantıklı çözüm olacaktır. Şirketler/kurumlar ın depolama sistemlerini ve altyapılarını yönetecek, takip edecek ve raporlayacak yazılımlara ihtiyacı vardır. Yapının sağlıklı bir şekilde çalıştığını, maksimum performans sağladığını, atıl kapasite kalmadığını düzenli bir şekilde görmek ve raporlamak çok önemlidir. Aksi taktirde yapı ihtiyaç bulunmadığı halde büyüyecek ve karmaşıklaşacaktır. Bu da operasyonları daha zor bir hale getirecek, yönetim maliyetlerini artıracaktır.

7)     Yazılım Entegrasyonu (Application Integration)

Depolama ürününün içerisinde kaydedilmiş veriyi tanıması, veriyi kaydeden yazılım ile entegre olabilmesi de bir diğer önemli konudur. Öncelikle bu entegrasyon verinin bütünlüğü arttırdığı için çok önemlidir. Ayrıca verinin yedeklenmesi, geri dönülmesi, arşivlenmesi, kopyalanması gibi hayati önemli operasyonların ne şekilde yapılabileceğini etkiler.

Sonuç olarak; depolama alanındaki teknolojiler ve trendler şirketler/kurumlar için kritik önem taşımakta ve ilerleyen zaman içerisinde korkunç bir şekilde büyüyen veri patlaması problemi ile nasıl başa çıkacaklarını belirleyecektir. Burada tercih edilecek çözüm/ürün lerin sağlayacakları değere göre ele alınması gereklidir. (value-based)

IBM in Depolama Çözümleri;

IBM depolama ürünleri konusunda dünyadaki en büyük üreticilerden biridir. Depolama ürünleri yelpazesinde çok çeşitli ürünler bulunmaktadır. Bu makalede yeni teknolojileri barındıran bazı ürünlerden bahsedeceğim.

>  DS ürün ailesi,

Küçük, orta ve büyük segment te ölçeklenebilen, FC-SAS-ISCSI protokollerini kullanabilen (ürüne bağlı olarak), FC-SAS-SSD-SATA diskler kullanabilen ve temel olarak alışılageldik depolama çözümü sunan ürünlerdir. Windows üzerinde çalışabilen bir uygulama ile rahatça yönetilebiliyor.

>  Storwize v7000,

Orta segment te ölçeklenen IBM depolama ürün ailesine en yeni katılmış olan üründür. FC-ISCSI protokollerini kullanabilen, FC-SAS-SSD-SATA diskler kullanabilen, depolama sanallaştırması yapabilen, tekilleştirme destekleyecek, anlık yedek alma/geri dönme yapabilen üründür. Windows üzerinde çalışabilen bir uygulama ile rahatça yönetilebiliyor.

>  N series ürün ailesi,

Küçük, orta ve büyük segment te ölçeklenebilen, FC-ISCSI protokollerini kullanabilen (ürüne bağlı olarak), FC-SAS-SSD-SATA diskler kullanabilen ve tekilleştirme destekleyen, anlık yedek alma/geri dönme yapabilen ürünlerdir. (bazı fonksiyonlar ekstra lisanslıdır.) Windows üzerinde çalışabilen bir uygulama ile rahatça yönetilebiliyor.

Yeni gelişen depolama teknolojilerine, trendlerine IBM in bakış açısı,

Günümüzde yaşanan veri patlaması sonucu IBM de depolama ürünleri üzerinde yeni teknolojik trendleri takip ediyor, hatta bu gelişmelerin bir kısmında da öncü rol oynuyor. Bu da bize en büyük üreticilerden biri olan IBM in depolama çözümleri konusunda nasıl bi strateji izlediğini anlatıyor. IBM yeni çıkardığı bütün depolama ürünleri bir önceki nesil ürünlere göre daha fazla iletişim arayüzü, iletişim protokolü, kapasite, performans ve daha fazla yazılımsal özellik destekliyor.

Sonuç olarak; depolama konusunda IBM daha esnek, utilizasyonu ve performansı daha yüksek, teknolojik olarak daha fazla iş yapabilen, kolay yönetilebilir depolama ürünleri geliştirerek şirketlerin/kurumların önümüzdeki zamanda önlerine çıkacak olan depolama problemlemlerini çözmelerini sağlıyor. Sadece şunu bir kez daha belirtmek istiyorum; storwize v7000 ürünü teknolojik olarak çok üstün bir üründür. Sadece donanımsal olarak değil; aynı zamanda ürünün üzerinde çalışan yazılımın yapabildikleri de firmalara/kurumlara çok büyük faydalar sağlayacaktır.

, , , ,

1 Comment

Sanallaştırma ve Süper Bilgisayarlar

Sanallaştırma ve  Süper Bilgisayarlar

Sanallaştırma ve ilgili teknolojilerin hızla ilerlediği günümüz teknoloji dünyasına bakış. IT yöneticileri’nin sanallaştırma teknolojilerine bakışı. Ülkemizde gerçekleşen projelerden örnekler, sektörden önemli isimlerden vizyoner görüşler…
Aslında günümüzde artan kapasitelerle hemen hemen tüm bilgisayarlar birer süper bilgisayar. Ancak yine de, erçek anlamda Süper Bilgisayarlar, sanallaştırma süreçlerini nasıl kolaylaştırıyor merak ediyor musunuz?

Günümüz makinelerinin kapasite olarak ulaştıkları noktada, makinenin üstlenebileceği görevler makinenin kapasitesini kabul edilebilir oranda tüketemiyor. Makineden optimum fayda sağlayabilmek için utilizasyonunun %65-%85 arasında olması gerekmektedir. Sanallaştırma teknolojileri ile bir makinenin üzerinde birden çok sanal makine çalıştırarak utilizasyonu %70-%90 arasında tutmak ve ölçeklemek fiziksel yapılara göre çok daha kolay sağlanabiliyor. Fiziksel olarak 75+ ayrı makine üzerinde çalışan bir sistemi 3 tane fiziksel makine üzerinde performans ve iş sürekliliği açısından kayıp yaşamadan çalıştırmak çok önemli bir değer. BimSA olarak Türkiyenin önemli ve büyük kurum/kuruluş unda sanallaştırma projeleri gerçekleştirdik. Bunlardan bazıları; Akbank, Sabancı Holding, BosSA, TemSA, BriSA, KordSA, AkçanSA, İçdaş, Demisaş, Çelebi Holding, Natro gibi. Ülkemizde IT Yöneticileri sanallaştırma teknolojilerini yakından takip ediyor. Bir kez sanallaştırma teknolojileri ile tanışıp, kullanmaya başladıktan sonra kazandıkları; esneklik, hız, yönetim ve operasyon kolaylığı, kaynak ve performans takibi gibi başlıca sayabileceğimiz artılar sebebiyle sonrasında bütün sistemleri (özel durumlar hariç) sanal olarak planlıyorlar. Şu anda hali hazırda şirketlerin günlük kullandığı sunucu makineleri için makisimum konfigurasyon, Intel mimarisinde 8 CPU su, toplamda 64 core u, 2.5 TB memory si olabiliyor. Sanallaştırma ile alakalı sunucu/sunucular ın ne kadar çok kaynağı varsa o kadar kaynağı sanal makinelere paylaştırabiliyorlar. Yani sunucunun kaynak kapasitesi büyüdükçe sanallaştırma maliyeti azalıyor. Dolayısı ile ne kadar çok makineyi sanallaştırırsanız, sanallaştırma o kadar ucuza geliyor.

, , ,

1 Comment